necip fazılı okumak ve anlamak
necip fazılı okumak ve anlamak için istekli üyeler (25 kişi)
| - bu mevzuda tecrübeli 9 kişi var verdikleri ortalama puan: 8.36 etiketler: edebiyat/kültür |
yorumlar, sorular, öneriler
necip fazılı okumak ve anlamak konusunda yorumun mu var?
bu sitede hayattaki tecrübelerini ve isteklerini başkalarıyla paylaşabilirsin.
istiyor.us! a üye olmak için buraya tıkla.
istiyor.us! a üye olmak için buraya tıkla.
tecrübeliler (9)
-
serranaz verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"
blndguardian verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"
kelebekkk verdiği puan: 10
"inanılmaz!!"
anka106 verdiği puan: 8
"bomba gibi!"





Soldan adam mı var Necip Fazıl'ı anlayacak, hepsi dangalak...
Can Yücel
İĞRENİYORUM!
Elimden doğruca, güzelce, iyice bir yazı mı çıkıyor? İğreniyorum! Hâlâ bu memlekette doğru, güzel ve iyi olanı savunma gayretimden, bu gayretin boşluğunu anlayamamak enayiliğinden iğreniyorum!
Olanlar ortadayken, hep bugünü yarına erteleyici ve gelmeyecek bir istikbale ısmarlayıcı cek ve cak edatlarından iğreniyorum!
(Perikles) gibi (Attik) Yunan medeniyetinin en haşmetli ve her şeyi tamam cemiyetinde, (Lirik) şiirin babası (Pindaros) şöyle der :Meğer bütün bir ömür katırlara saman yerine çiçek sunmuşum!... Ben de aynı meraret duygusuyla güneşi cepte kaybetmiş bir topluma bu sırrı anlatamamanın sefaletinden iğreniyorum!
Dudaklarla kalbler arasındaki mesafeden, her akşam başına yorganı çeker çekmez uyuyuveren nefs muhasebesi yoksunu eyyamgüder politikacıdan, tecrit kampı ve iman zindanı haline getirdikleri camilere hissizce girip çıkan marka müslümanlarından iğreniyorum! Gördüğü şeyi nasıl görebildiğini izahtan âcizken gözüyle görmediği için Allahı inkar eden maddeciden iğreniyorum!
Posayı cevher sanan kabuk milliyetçisinden, çile çekmeden olmaya bakan ezberci medeniyetçiden, hayat ağacını devirmeyi ve nurlu meyveleriyle ateşe atmayı inkilâp sayan devrimbazdan ve bunlara inananlardan, kapılanlardan iğreniyorum!
Hâsılı, dil adına dilden, ev adına elden, vatan adına vatandan ve köy, köylü, şehir, şehirli, gazete, dergi, kitap, mektep, talebe, muallim, polis, memur, kanun, nizam, kadın, erkek, dost, ahbap ne varsa bunların gerçekleri adına hepsinden iğreniyorum!
Ötesi var mı?...
Ağlayamayan, anlayamayan, içini kanatamayan, yumruğunu sıkamayan insandan, Allahın Kur'anda belhüm adal-Hayvandan aşağı diye andığı iki ayaklılardan iğreniyorum!
(17 mart 1980)
an itibariyle okuduumu annamıom
0-o
- Akıllı kadını nasıl tanırsın ?
Üstad ;
- Konuşmasına bakarım.
- Ya hiç konuşmuyorsa ?
Üstad cevap verir ;
- O kadar akıllısına rastlamadım...
ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
nede şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar
geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık NEYE YARAR...
Ölümünün yıldönümünde rahmetle anıyorum...
Rabbim rahmet etsin...
Otuz yıl işlemiş saatim ben durmuşum,
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.
Der üstat, kendi hayatı üzerine.
necip fazılı okumak ve tam manasıyla anlamak ne muhteşem bir duygu olsa gerek kelimelerin kullanısı mecazlar noktalar virgüller ifade edilecek kelime bulmak zor, yıllardır yazdıgım şiirlerin tamamı keske üstadın yazdığı bir kıta edebilseydi yokluğunda ne şiir kaldı ne mana özlüyoruz seni üstad ....
azdirma rahat birak icimdeki deliyi
bana sorma benim de bilmedigim gizliyi
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.
Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!
Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.
Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.
Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..